Güncel Yargı Kararları

Sanığın İsnat Edilen Suçları İşlediğine İlişkin Kuşku Sınırlarını Aşan Kesin ve İnandırıcı Kanıtlar Elde Edilemediğinden Kuşku Sanık Lehine Yorumlanır İlkesi Uyarınca Sanığın Beraetine Karar Verilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Şikayet Ve Başvurma Hakkının Anayasa İle Tanınan Haklardan Olduğuna, Şikayet Ve Başvurma Nedeni İle Zarara Uğrayan Kişi Yararına Tazminata Hükmedilmesi İçin, Bu Hakkın Kötüye Kullanıldığının Tespiti Gerektiğine İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Anayasanın 36 ve 74. Maddelerinde Düzenlenen Şikayet Ve İhbar Hakkının, Hakkın Kullanılması Nedeniyle Hukuka Uygunluk Hali Olduğuna İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Davacının Maddenin Yürürlüğe Girdiği Tarihte Sözleşmeli Personel Olarak Çalışması Gerektiğine, İstihdam Edilmiş Olsa Bile Çalışmaya Başlamadığından Davacının Kadrolu Memur Statüsüne Geçirilme Talebinin Reddi Gerektiğine İlişkin Danıştay Kararı

Devamını oku...
 

Tarım Bağ Kur Sigortalılığının Tespitinde; Sigortalılık İradesini Ortaya Koyacak Başvuru Prim Ödemesi, Ürün Satışı veya Prim Tevkifatı Bulunup Bulunmadığının ve Diğer Araştırmaların Yapılması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı

Devamını oku...
 
Bütün Kararlar

TÜZEL KİŞİLERİN CEZA SORUMLULUĞU

 

Türk Ceza Kanunu’nun ceza sorumluluğunun şahsîliği başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasında ceza sorumluluğunun şahsî olduğu belirtilmiş ve kimsenin başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamayacağı ancak, suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımların uygulanabileceği belirtilmiştir.

 

Türk Ceza Kanunu’nun 20. maddesinin gerekçesinde;

“… Suç ve ceza politikası gereği olarak ancak gerçek kişiler suç faili olabilir ve sadece gerçek kişiler hakkında ceza yaptırımına hükmedilebilir. Bu anlaşılış, Anayasamızda da güvence altına alınan ceza sorumluluğunun şahsîliği kuralının bir gereğidir. Ancak, işlenen suç dolayı­sıyla özel hukuk tüzel kişileri hakkında güvenlik tedbiri niteliğinde yaptı­rımlara hükmedilebilecektir. …”

denmektedir.

 

Madde ve madde gerekçesinden anlaşıldığı üzere, ancak gerçek kişilerin suç faili olabileceği, tüzel kişilerin ise hiçbir suçun faili olamayacakları kabul edilmiştir. Buna karşın, kanun koyucu kimi zaman tüzel kişi hakkında güvenlik tedbiri uygulanmasını kabul etmektedir. Buradaki tüzel kişiden maksat özel hukuk tüzel kişisidir. Özel hukuk tüzel kişileri; vakıflar, dernekler ve şirketlerdir.

 

Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması istisnai bir uygulamadır ve sadece kanunun özel olarak belirttiği hallerde uygulanır. Türk Ceza Kanunu’nun “Tüzel Kişiler Hakkında Güvenlik Tedbirleri” başlıklı 60. maddesinin 4. fıkrasında “Bu madde hükümleri kanunun ayrıca belirttiği hallerde uygulanır.” diyerek buna işaret etmektedir.   

 

Tüzel kişilerle ilgili güvenlik tedbirinin uygulanması nedeniyle yapılacak yargılamada tüzel kişiyi temsil hususu da Ceza Muhakemesi Kanununun 249. maddesinde düzenlenmiştir:      

 

Madde 249

 

(1) Bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada tüzel kişinin organ veya temsilcisi, katılan veya savunma makamı yanında yer alan sıfatıyla duruşmaya kabul edilir.

 

(2) Bu durumda, tüzel kişinin organ veya temsilcisi bu Kanunun katılana veya sanığa sağladığı haklardan yararlanır.

 

(3) Birinci fıkra hükmü, sanığın aynı zamanda tüzel kişinin organ veya temsilcisi sıfatını taşıması hâlinde uygulanmaz.

 

Bu maddeye göre, organ veya temsilcisinin duruşmaya tüzel kişi temsilcisi olarak kabul edilmesi için, ilgili mevzuat (Türk Ticaret Kanunu) çerçevesinde organlık ve temsil yetkisinin belgelenmesi gerekmektedir.

 
free poker