Güncel Yargı Kararları

Sanığın İsnat Edilen Suçları İşlediğine İlişkin Kuşku Sınırlarını Aşan Kesin ve İnandırıcı Kanıtlar Elde Edilemediğinden Kuşku Sanık Lehine Yorumlanır İlkesi Uyarınca Sanığın Beraetine Karar Verilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Şikayet Ve Başvurma Hakkının Anayasa İle Tanınan Haklardan Olduğuna, Şikayet Ve Başvurma Nedeni İle Zarara Uğrayan Kişi Yararına Tazminata Hükmedilmesi İçin, Bu Hakkın Kötüye Kullanıldığının Tespiti Gerektiğine İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Anayasanın 36 ve 74. Maddelerinde Düzenlenen Şikayet Ve İhbar Hakkının, Hakkın Kullanılması Nedeniyle Hukuka Uygunluk Hali Olduğuna İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Davacının Maddenin Yürürlüğe Girdiği Tarihte Sözleşmeli Personel Olarak Çalışması Gerektiğine, İstihdam Edilmiş Olsa Bile Çalışmaya Başlamadığından Davacının Kadrolu Memur Statüsüne Geçirilme Talebinin Reddi Gerektiğine İlişkin Danıştay Kararı

Devamını oku...
 

Tarım Bağ Kur Sigortalılığının Tespitinde; Sigortalılık İradesini Ortaya Koyacak Başvuru Prim Ödemesi, Ürün Satışı veya Prim Tevkifatı Bulunup Bulunmadığının ve Diğer Araştırmaların Yapılması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı

Devamını oku...
 
Bütün Kararlar

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE SINIRLARI

 

Basının görevi geneli ilgilendiren ya da ilgilendirmesi gereken tüm olaylar hakkında objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde halkı aydınlatmak, çeşitli konularda kamuoyunu düşünceye sevk etmek için tartışmalar açmak, onu toplumsal ve siyasal oluşumlar üzerinde doğru ve gerçeğe uygun bilgilerle donatmak, yöneticileri eleştirmek ve uyarmak, bireyleri içinde yaşadığı toplumun ve tüm insanlığın sorunları yönünden bilinçlendirmektir.

 

Basına, bu görevinin niteliği gereği Anayasa’da ve Basın Kanunu’nda ayrıcalıklı bir konum tanınmış ve basının özgür olduğu kabul görmüştür. Elbette ki basının bu ayrıcalıklı konumu ve hukuk düzenin kendisine tanıdığı özgürlük, tüm özgürlükler gibi yine hukuk düzenince çizilen sınırlara tabidir. Basın, yaptığı yayınlarda gerek anayasanın temel hak ve özgürlükler bölümünde yer alan ve gerekse Medeni Kanun ve ayrıca özel kanunlarda güvence altına alınmış olan kişilik haklarına saygı göstermek, bunlara saldırı niteliği taşıyabilecek tutum ve davranışlardan kaçınmak zorundadır. Gerek öğretide ifade edilen görüşlerde gerekse yerleşik yargısal kararlarda özellikle de Yargıtay Genel Kurullarınca benimsenen ilkelere göre basın özgürlüğünün sınırları bazı kriterlerle belirlenmiştir.

 

Basın haber verme fonksiyonunun yerine getirirken;

1. Haberde gerçeklik,

2. Haberde kamu yararı,

3. Haberde toplumsal ilgi,

4. Haberde güncellik,

5. Haberde konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık yani özle biçim arasında denge,

kriterleri bulunmak zorundadır[1].

 

Haber verme, eleştiri, yorum, uyarma ancak bu sınırlar içinde kaldığı sürece hukuka uygundur. Bu kurallardan herhangi birine ters düşülmesi halinde hukuka aykırılık doğar, kişilik hakları ihlali söz konusu olur.

 

Yargıtay’ın yerleşik kararlarında “yayınlanmasında kamu yararı bulunan gerçek ve güncel bir haber verilirken bile özle biçim arasındaki denge kurulmalıdır. Haberin verilişinde seçilen üslup ve sözcükler aşağılayıcı, küçük düşürücü, incitici, abartılı olmamalıdır.” demek suretiyle bu kriterlere aykırı ifadelerin açıkça hukuka aykırılığı kabul edilmiştir[2].

 

Yukarıda genel olarak belirtilen kriterleri açıklamak gerekirse;

 

-Yayınladığı olayın doğruluğunu ve gerçekliğini araştırmak gazetecinin görevidir. Yayınlanacak haberin üçüncü kişilere ağır zarar verebileceği hallerde ise haberin doğruluğunun denetlenmesi daha katı şartlara bağlanmıştır.

 

-Haber gerçeği yansıtsa bile kullanılacak dil ve ifadenin, yapılacak yorumun, haberin verilişinin gerektirdiği ve zorunlu kıldığı biçim ve ölçüde bulunmasını öngörür.

 

-Şayet haberin verilişinde gerekli, yararlı ve ilgili olmayan beyan, tavsif ve değerlendirmelere gidilecek olursa kişilik haklarıyla çatışan basın hürriyetine üstünlük tanınması imkansız hale gelir.[3]

 

-Basının kamu görevini yaparken göz önünde tutulan kamu yararı amacı ile kişilik haklarına verilen zarar arasında açık bir oransızlık varsa, objektiflikten ayrılıp, haber sınırını aşarak, genişletici ve yanlış yorumlarda bulunarak, gerçek dışı ve güncel olmayan haber verilir, yersiz şekilde onur kırıcı sözler kullanılır, dürüstlük kurallarına aykırı davranılır ve kişisel nedenlerle salt sansasyon yaratmak için yayın yapılırsa bu hukuka aykırı olur.

 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2008/4-263 E., 2008/262 K. ve 19.03.2008 tarihli yeni bir kararında ise bu sayılan kriterlere ek olarak yeni bir kriter daha getirmiştir; “… haber olduğu biçimi ile verilmeli ve kişisel katkı yer almamalıdır. Gerek yazılı gerekse görsel basının bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, yayında kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini ve haber verilirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Bu ilke ve kurallar gözetilmeden yapılan yayın hukuka aykırılığı oluşturur ve böylece kişilik hakları saldırıya uğramış olur.”

 

Doktrinde de ifade edildiği üzere herhangi bir haber ne derece gerçeğe uygun olursa olsun, haberin verilişinin gerektirmediği tahkir edici bir dilin kullanılması durumunda, hukuka uygunluk durumu söz konusu olamaz. Kullanılan ifadenin habere konu olan olay ile düşünsel bir bağlantısının bir ilgisinin bulunması zorunludur. Bu zorunluluğu aşan ve kişiyi objektif yönden tahkir edici ifadelerin kullanılması durumunda, hakkın sınırı aşılmış, hukuka uygunluk sebebi ortadan kalkmış olur. Bir olayın kamuya duyuruluşu haberin içeriği ve gerçekliği ile uygun düşmeyen kelimeler kullanılmak suretiyle yapılmışsa fiil hukuka aykırıdır[4].



[1] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2004/4-149 E., 2004/146 K. ve 10.03.2004 tarihli kararı

[2] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1996/4-892 E., 1997/156 K. ve 05.03.1997 tarihli kararı

[3] Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 1994/1123 E., 1994/6518 K. ve 11.07.1994 tarihli kararı

[4] Karahasan, M.R. :Tazminat Hukuku İkinci Kitap Manevi Tazminat, 1996 Beta, s. 1002

 
free poker