Güncel Yargı Kararları

Sanığın İsnat Edilen Suçları İşlediğine İlişkin Kuşku Sınırlarını Aşan Kesin ve İnandırıcı Kanıtlar Elde Edilemediğinden Kuşku Sanık Lehine Yorumlanır İlkesi Uyarınca Sanığın Beraetine Karar Verilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Şikayet Ve Başvurma Hakkının Anayasa İle Tanınan Haklardan Olduğuna, Şikayet Ve Başvurma Nedeni İle Zarara Uğrayan Kişi Yararına Tazminata Hükmedilmesi İçin, Bu Hakkın Kötüye Kullanıldığının Tespiti Gerektiğine İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Anayasanın 36 ve 74. Maddelerinde Düzenlenen Şikayet Ve İhbar Hakkının, Hakkın Kullanılması Nedeniyle Hukuka Uygunluk Hali Olduğuna İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Davacının Maddenin Yürürlüğe Girdiği Tarihte Sözleşmeli Personel Olarak Çalışması Gerektiğine, İstihdam Edilmiş Olsa Bile Çalışmaya Başlamadığından Davacının Kadrolu Memur Statüsüne Geçirilme Talebinin Reddi Gerektiğine İlişkin Danıştay Kararı

Devamını oku...
 

Tarım Bağ Kur Sigortalılığının Tespitinde; Sigortalılık İradesini Ortaya Koyacak Başvuru Prim Ödemesi, Ürün Satışı veya Prim Tevkifatı Bulunup Bulunmadığının ve Diğer Araştırmaların Yapılması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı

Devamını oku...
 
Bütün Kararlar

REKABET KURULU’NUN İNCELEME VE ARAŞTIRMALARINDA USUL

 

I. Ön Araştırma Aşaması

 

Ön Araştırmanın Niteliği:

“Kurul, resen veya kendisine intikal eden başvurular üzerine doğrudan soruşturma açılmasına ya da soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının tespiti için ön araştırma yapılmasına karar verir.” (m. 40/1)

Ön araştırma ile Kurula yapılan her türlü ihbar, şikayet ve başvuruyu Kurulun mutlaka değerlendirmeye alması, ihbar ve şikayetlerin ciddi bir şekilde ele alınması amaçlanmıştır.

Ön araştırma, soruşturmanın zorunlu bir aşaması niteliğinde değildir. Kurulun elinde doğrudan soruşturma açmaya yetecek kadar bilgi olmadığı durumlarda, daha fazla bilgi elde edebilmek için başvurulacak bir aşamadır. Ön araştırma yapılması gerektiğine Kurul karar verir. Bu karar bir nihai karar olmadığından Kurul üyelerinin en az üçte birinin toplanması ve toplantıya katılanların salt çoğunluğunun oylarıyla alınır. Kurul 11 üye olduğuna göre bunun üçte biri dört üye, bununda salt çoğunluğu 3 üyeden oluşur.

 

Ön Araştırmaya Başlanması:

“Ön araştırma yapılmasına karar verildiği takdirde Kurul Başkanı, meslek personeli uzmanlar bir ya da birkaçını raportör olarak görevlendirilir.” (m.40/2)

 

Ön Araştırmanın Sonuçlanması:

“Ön araştırma yapmakla görevlendirilen raportör 30 gün içinde elde ettiği bilgileri, her türlü delilleri ve konu hakkındaki görüşlerini Kurula yazılı olarak bildirir.” (m. 40/3)

Kurul ön araştırma raporunu 10 gün içinde ele alarak soruşturma açıp açmayacağına karar verir. Soruşturmanın açılması kararı ara karar niteliğinde olduğundan üç üyenin oyu ile verilebilir. Soruşturmanın açılmaması kararı ise dosyanın işlemden kaldırılması sonucu doğuracağından nihai karardır. Bu karar m.51/1e göre en az 8 üyenin katılımı ve 6 üyenin aynı yönde oy vermesiyle karar alınabilir.

 

Başvuru Sahiplerine Bildirim:

“Kurulun, ihbar veya şikayet başvurularında ileri sürülen iddiaları ciddi ve yeterli bulması durumunda, ihbar veya şikayet edenlere ileri sürülen iddiaların ciddi bulunduğu ve araştırmaya başlandığı yazılı olarak bildirilir.

Kurulun, gerek başvuruları açıkça reddetmesi, gerekse süresi içinde bildirimde bulunmayarak reddetmiş sayılması durumlarında, doğrudan ya da dolaylı menfaati olduğunu belgeleyen herkes Kurulun red kararına karşı yargı yoluna başvurabilir.” (m.42)

Kurul iddiaları ciddi bulmaz ve soruşturma açılmasına gerek görmezse m. 42/2 ye göre Kurulun şikayetleri zımnen de reddedebileceğini açıkça kabul edilmiştir. Bu durumda şikayette bulunan ilgiliye süresi içinde bildirimde bulunmayarak soruşturmanın açılması talebini reddetmek mümkündür. Ancak belirtilen bildirimin ne kadar bir süre içinde yapılacağı açıkça düzenlenmemiştir.

 

 

II. Soruşturma Aşaması

 

Soruşturmaya Başlanması:

“Soruşturma yapılmasına karar verildiği takdirde Kurul ilgili daire başkanının gözetiminde soruşturmayı yürütecek raportör veya raportörleri belirler. Soruşturma en geç 6 ay içinde tamamlanır. Gerekli görüldüğü hallerde bir defaya mahsus olmak üzere Kurul tarafından 6 aya kadar ek süre verilebilir.

Kurul, başlattığı soruşturmaları, soruşturmaya başlanması kararının verildiği tarihten itibaren 15 gün içinde ilgili taraflara bildirir ve tarafların ilk yazılı savunmalarını 30 gün içinde göndermelerini ister. Taraflara tanınan ilk yazılı cevap süresinin başlayabilmesi için Kurulun bu bildirim yazısı ile birlikte, iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara göndermesi gerekir.” (m. 43)

Kurul resen veya kendisine intikal eden başvurular üzerine doğrudan soruşturma açabilir ya da ön araştırma raporunu görüştükten sonra soruşturma açılmasına karar verebilir. Bu karar, ara karar niteliğinde olduğu için aleyhine yargı yoluna başvurulamaz. Kanun soruşturma açılması kararının kesin olduğunu açıkça belirtmiştir.

m. 42/1 e göre “Kurulun, ihbar ve şikayet başvurularında ileri sürülen iddiaları ciddi ve yeterli bulması durumunda, ihbar veya şikayet edenlere iddialarının ciddi bulunduğu ve araştırmaya başlandığı yazılı olarak bildirilir”. Bu hüküm ön araştırmanın açılmasının bildirimi gibi düşünülebilirse de ön araştırma raporunun görüşülerek soruşturma açılmasına karar verildikten sonra (m. 41) düzenlenmiş bir bildirimdir. Ayrıca ön araştırma açılması kararının bildirilmesine gerek de yoktur. Çünkü zaten 30 gün içinde tamamlanacak ve soruşturma açmama veya açma kararı bir ara karar olduğu için zaten bunun bildirimi yargı yoluna başvuru hakkı vs. sağlamayacaktır.

m. 43/2 de geçen “taraf” sözcüğü hem resmen şikayette bulunanı hem de şikayet edileni kapsamaktadır. Rekabet davalarında ve soruşturmalarda şikayetçi, Kurul yanında yer alır ve taraftır. Kanun da şikayetçiyi taraf olarak gördüğü için şikayetçiye yargı yoluna başvuru hakkı tanımıştır. (m.42/2)

Doktrinde ASLAN’ın görüşüne göre, her iki hüküm aslında soruşturma açılması kararının bildirimini düzenlemektedir ve eğer Kurul bir iddiayı ciddi bulursa zaten soruşturma açacaktır. Bu nedenle m. 42/1 in gereksiz bir hüküm olduğu görüşü ortaya konulmuştur.

Kurul istediği sayıda uzman ve üyeyi soruşturmanın yürütülmesiyle görevli kılabilir. ASLAN’a göre, soruşturmanın tamamlanması için öngörülen 6 aylık süre soruşturmayı yürütecek raportör ve üyelerin tespit edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. YILMAZ’a göre ise bu süre soruşturma raporunun hazırlanması için öngörülen süredir yani savunmalar alındıktan sonra işlemeye başlar. Ancak kanundaki “soruşturma en geç 6 ay içinde tamamlanır” şeklindeki kesin ve açık ifade karşısında bu son görüş kabul görmemektedir.

Kanundan açıkça anlaşılmıyorsa da, soruşturma safhasının raportör ve üyelerin tespiti ile başlayıp, bunların hazırladığı ek görüşe karşı tarafların 30 gün içinde kendi savunmalarını bildirmeleriyle sona ermektedir. Bu andan itibaren soruşturma heyetinin görevi bitmekte bunun yerine artık Kurulun görevi başlamaktadır. Bu aşamaya karar aşaması denilmektedir. Soruşturma aşamasında tüm yazılı deliller toplanmış taraflar üç kez yazılı savunma vermiş, soruşturma heyeti ise soruşturma raporunu ve rapora karşı tarafların gönderdikleri savunmalara karşı ek görüşünü bildirmiş, dosya teşekkül etmiştir. (m.45/2) Bundan sonra karar aşamasında bu belgeler incelenecek, taraflardan birisi isterse sözlü savunma dinlenecek ve karar verilecektir.

 

Delillerin Toplanması ve Tarafların Bilgilendirilmesi:

“Kurul adına hareket eden ve Kurul tarafından belirlenip, görevlendirilen raportörlerden oluşan bir heyet, soruşturma safhasında bu kanunun 14 üncü maddesinde düzenlenen bilgi isteme ve 15 inci maddesinde düzenlenen yerinde inceleme yetkilerini kullanabilir. Belirlenen bu süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilginin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilir. Kurulun soruşturma safhasında, bu Kanunun ihlal ettiği iddia edilen kişi veya kişiler, kararı etkileyebilecek her türlü bilgi ve delili her zaman Kurula sunabilirler.

Haklarında soruşturmaya başlandığı bildirilen taraflar sözlü savunma hakkını kullanma taleplerine kadar kurum bünyesinde kendileri ile ilgili düzenlenmiş her türlü delilin bir nüshasının kendilerine verilmesini isteyebilir.

Kurul, tarafları bilgilendirmediği ve savunma hakkı vermediği konuları kararlarına dayanak yapamaz.” (m. 44)

Rekabet Kurulu bir şikayet veya ihbar üzerine ya da resen soruşturma açabilir. Resen soruşturma açabilmek için bir bilgi kaynağı olması gerekir. Bu kaynak genellikle “bildirimler”dir. Bu nedenle soruşturma içinde yer alacak en önemli delil, işletmelerin yapmış oldukları rekabeti sınırlayıcı anlaşmaları bizzat bildirmeleri ile elde edilecektir. Öte yandan rekabeti sınırlayıcı anlaşmadan veya uygulamadan zarar görenler şikayette bulunabilecekler, bu uygulamanın yasaklanması için Kurula yardımcı olabileceklerdir. Kanunun 14 ve 15. maddeleri, Kurula, yaptığı bir soruşturmayı aydınlatabilmek için bilgi isteme ve yerinde inceleme yapma yetkisi vermiş ve bu yetkiyi cezai yaptırımlarla güçlendirmiştir. Rekabet Kurulunun iddiaları karşısında işletmelerin yapacağı savunmalar da önemli bir delil oluşturacaktır.

Rekabet soruşturmalarında resen araştırma ilkesi geçerlidir, bu nedenle HMUK’da yer alan her türlü delil kullanılabilir. Rekabet Kanunu HMUK’a atıf yapmıştır. “Bu atıf kesin delil, takdiri delil ayırımı yapmaksızın bütün delil çeşitlerindedir. Bu deliller senet, ikrar yemin, kesin hüküm, şahit, bilirkişi, keşif olmak üzere 7 adettir. 8. bir delil türü de vardır. Usul kanunu 367. Maddesi “özel hüküm sebepleri” orada yukarıda sayılan bu 7 delil dışında duruma göre her şey delil olur demektedir. Elektronik ortamdaki deliller şimdilik mahkemelerde delil olarak kabul edilmiyor. Rekabet Hukukunda serbest delil sistemi mahkemelerde delil sistemi geçerlidir. Bu nedenle Kurul elektronik ortamda elde edilen delilleri de serbestçe kararına gerekçe yapabilir, dayanak yapabilir”.

 

Rekabet hukukuna özgü özellikler taşıyan deliller şunlardır:

 

Bildirim:

Rekabet kurulunun rekabeti sınırlayıcı bir anlaşmayı öğrenebilmesi için zorunlu bir bildirim sistemi kabul edilmiştir. Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 11. maddesine göre bildirimde bulunmayanlara, idari para verilecektir. Bildirimler; anlaşma, karar ve uyumlu davranışların bildirimi, birleşme ve devralmaların bildirimi ve eski anlaşmalar bildirimi şeklinde yapılır.

 

Bilgi İsteme:

Kurul, bu kanunun kendisine verdiği görevleri yerine getirirken, gerekli gördüğü her türlü bilgiyi tüm kamu kurum ve kuruluşlarından, teşebbüslerden ve teşebbüs birliklerinden isteyebilir. Bu makamlar, teşebbüsler ve teşebbüs birliklerinin yetkilileri istenen bilgileri Kurulun belirleyeceği süre içinde vermek zorundadır. (m.14) Bir kararla istenen bilgi verilmezse, 16/c maddesine göre idari para cezası verilecektir.

 

Yerinde İnceleme:

Rekabet Kurulu gerekli gördüğü hallerde ihlalle ilgili olan işletmelerin bina ve arazilerinde ve kayıtlarında yerinde inceleme yapabilmelidir. Kurulun gerekli bilgi ve belgeleri toplamakta kullanabileceği diğer bir yol budur. Kurul yerinde incelemeleri uzmanları aracılığıyla ile yapar. 16/d maddesine göre yerinde incelemenin engellenmesi ya da zorlaştırılması halinde idari para cezası verilecektir.

Şikayet:

Rekabeti sınırlayıcı anlaşma ve uygulamaların sona erdirilmesinde meşru bir menfaati olan herkes şikayet hakkına sahip olmalıdır. Şikayet eden kişinin soruşturma prosedürü içinde belirli haklarının olması, karara karşı yasal yollara başvurma hakkının olması gerekir. Rekabet Kurulunun belirli bir olayı soruşturmak için bir şikayet alması şart olmamalıdır. İhbarlar üzerine veya resen bir soruşturma başlatılabilir.

 

Savunma:

Rekabet Kurulu delilleri değerlendirirken savunma tarafının görüşlerini verdiği bilgi ve belgeleri dosya içinde değerlendirmek zorundadır.

 

Tebligat ve Cevap Verme:

“Soruşturma safhası sonunda hazırlanan rapor, tüm Kurul üyeleri ile ilgili taraflara tebliğ olunur.

Bu Kanunu ihlal ettiği belirlenenlere yazılı savunmalarını 30 gün içinde kurula göndermeleri tebliğ edilir. Tarafların gönderecekleri savunmalarına karşı soruşturmayı yürütmekle görevlendirilen 15 gün içinde ek yazılı görüş bildirir ve bu da tüm Kurul üyeleri ile ilgili taraflara bildirilir. Taraflar 30 gün içinde bu görüşe cevap verebilirler. Tarafların haklı gerekçeler göstermesi halinde bu süreler bir kereye mahsus olmak üzere ve en çok bir katına kadar uzatılabilir.

Tarafların süresi içinde verilmeyen savunmaları dikkate alınmaz.” (m. 45)

Soruşturma aşamasının sonunda hazırlanan rapor nihai karar için Kurul ve taraflara gönderilir. Bu aşamada dahi taraflar rapora karşı itirazlarını ve savunmalarını süresi içinde yapabilirler. Bu durumda, raporu hazırlayanlara da ek bir görüş bildirme hakkı verilmiştir.

 

III. Karar Aşaması

 

Sözlü Savunma Toplantısı:

“Sözlü savunma toplantısı, tarafların cevap dilekçesi ya da savunma dilekçelerinde sözlü savunma hakkını kullanmak istediklerini bildirmeleri üzerine yapılır. Ayrıca Kurul, kendiliğinden sözlü savunma toplantısı yapılmasına karar verebilir.

Sözlü savunma toplantısı, soruşturma safhasının bitiminden en az 30 gün en çok 60 gün içinde yapılır. Sözlü savunma toplantısı davetiyeleri sözlü savunma toplantısı davetiyeleri sözlü savunma toplantısı gününden en az 30 gün önce taraflara gönderilir.” (m. 46)

Sözlü savunma toplantısı zorunlu değildir. Taraflar savunmalarını sözlü olarak daha iyi yapacaklarını düşünüyorlarsa bu taleplerini belirtilen süreler içinde yapmalıdırlar. Kurul da sözlü savunma toplantısı yapılmasını gerekli görebilir.

 

Sözlü Savunma Toplantısına İlişkin Esaslar:

“Sözlü savunma toplantıları açık olarak yapılır. Genel ahlakın ve ticari sırların korunması gerekçesi ile Kurul, sözlü savunma savunma toplantısının gizli olarak yapılmasına karar verebilir.

Sözlü savunma toplantılarını Kurul Başkanı veya Kurul Başkanının toplantıya katılmadığı durumlarda Kurul İkinci Başkanı yönetir. Toplantı, Kurul İkinci Başkanı veya İkinci Başkan ile en az “dört” Kurul üyesinin katılımı ile yapılır.

Sözlü savunma toplantıları en çok birbirini izleyen beş oturumda tamamlanır ve bir gün içinde yapılan çeşitli toplantılar bir oturum sayılır.

Sözlü savunma toplantısından en geç 7 gün önce taraflar sözlü savunmada yararlanacakları ispat vasıtalarını Kurula bildirmekle yükümlüdürler. Taraflar süresi içinde bildirilmemiş ispat vasıtalarından yararlanamazlar.

Sözlü savunmada ilgili taraflar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun İkinci Babının Sekizinci Faslında düzenlenen her türlü delil ve ispat vasıtasından yararlanabilirler. Oturumlara bu Kanunu ihlal ettiği iddia edilen taraflar veya bunların temsilcileri ile doğrudan ya da dolaylı menfaati olduğunu oturumdan önce kurula ispatlayanlar ya da onların temsilcileri katılabilir.” (m.47)

Oturumlara taraflar kendilerini savunmak üzere temsilci ile birlikte katılabilecekleri gibi, doğrudan ya da dolaylı menfaati olduğunu kanıtlayan şikayetçiler de gerek kendileri gerekse temsilcileri vasıtasıyla oturumlara iştirak edebilir.

 

Nihai Karar:

“Sözlü savunma toplantısı yapıldıktan sonra aynı gün, bu mümkün olmazsa gerekçesi ile birlikte15 gün içinde karar verilir.

Sözlü savunma toplantısı yapılmasının taraflarca talep edilmediği ve Kurulun da kendiliğinden sözlü savunma yapılmasına karar vermediği hallerde, nihai karar dosya üzerinde yapılacak incelemeye göre, soruşturma safhasının bitiminden sonra 30 gün içinde verilir.

Sözlü savunma yapılmasına karar verilmesine rağmen ilgili tarafların sözlü savunmaya gelmemesi halinde, belirlenmiş toplantı tarihinden sonraki bir hafta içinde dosya üzerinde yapılacak incelemeye göre verilir.”(m. 48)

Bu maddede esas olarak Kurulun nihai kararın, soruşturmanın tamamlanmasından sonra ne zaman verileceği değişik durumlara göre ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir.

Burada önemli olan husus, soruşturma tamamlandıktan sonra, kararı sürüncemede bırakmayarak alabilmeyi temin edebilmektir. Bununla da tarafların beklemeden dolayı herhangi bir zarara uğramalarına engel olmak amaçlanmaktadır.

 

Rekabet Kurulu’nun nihai kararları şunlardır:

1. Soruşturma açılması talebinin reddi

2. Muafiyet kararı

3. İhlale son verme kararı

 

IV. Görüşme, Toplantı, Kararlar ve Süreye İlişkin Hususlar

 

Görüşmelerin Gizliliği:

“Kurul kararları gizli görüşme sonucu alınır ve alenen tefhim edilir. Hiçbir Kurul üyesinin oyu çekimser olamaz. Görüşmelere mazeretli olanlar dışında sözlü savunma toplantısında hazır bulunmuş olan üyelerin katılmaları zorunludur.” (m. 49)

Sözlü savunma toplantısı nihai karar açısından önemlidir. Taraflar bu toplantıda, yazı ile ifade edemedikleri savunmalarını Kurul önünde açık bir şekilde sunma fırsatını elde etmiş olmaktadırlar. Sözlü savunma toplantıları Kurul üyeleri bakımından da önemlidir. Onlar da toplantıda yapılan sözlü savunmalarla olayı daha iyi kavrayarak daha adil bir yargıya varabilme fırsatını elde etmiş olurlar. Bu bakımdan maddede nihai karara ilişkin görüşmelere sözlü savunma toplantısına katılmış üyelerin mutlaka iştirakinin sağlanması amaçlanmıştır.

 

Görüşmede Usul:

“Görüşmeyi Kurul Başkanı veya Kurul Başkanının görüşmeye katılmadığı durumlarda İkinci Başkan yönetir ve karara bağlanacak konuları belirler. Bu konular serbestçe tartışıldıktan sonra Başkan oyları toplar ve en son kendi oyunu verir.” (m. 50)

Bu maddede nihai karar görüşmelerinin usulüne ilişkin düzenlemeler belirtilmiştir.

 

Toplantı ve Karar Yeter Sayısı:

“Kurul, nihai kararlarında Başkan ya da İkinci Başkan dahil en az toplam “beş” üyenin katılımı ile toplanır ve en az “dört” üyenin aynı yönde oy kullanması ile karar verir.

İlk toplantı karar için gerekli nisabın sağlanamadığı durumlarda, Başkan ikinci toplantıya tüm üyelerin iştirakini sağlar. Ancak bunun mümkün olmaması halinde karar, toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile alınır. Bu durumda da toplantı nisabı birinci fıkrada belirtilenden az olamaz. İkinci toplantıda oylarda eşitlik olması halinde Başkanın bulunduğu tarafın oyu üstün sayılır.

Nihai karar haricindeki diğer kararlar ve özellikle tedbir ve tavsiye niteliğindeki kararlar ve işlemler için kurul üyelerinden en az üçte birinin toplanması ve toplantıya katılanların salt çoğunluğunun kararı gerekir.” (m. 51)

Rekabet Kurulu nihai kararları hukuki ve iktisadi sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Kararların tarafları iktisadi alanda önemli roller üstlenen teşebbüs veya teşebbüs birlikleri olacaktır. Bu nedenle, mümkün olduğu kadar fazla üyenin Kurulun nihai kararlarının alınmasında hazır bulunmasını sağlamak amacıyla toplantı ve kararlarda ağırlaştırılmış nisaplar aranmıştır.

Ancak, karar için gerekli çoğunluğun sağlanamaması nedeniyle Kurulun karar alamaz duruma düşmesini önlemek amacıyla, ikinci fıkrada ağırlaştırılmış toplantı ve karar nisapları yumuşatılmıştır.

Kurulun nihai karar dışındaki kararları için ağırlaştırılmış nisaplara gerek olmadığı görüşünden hareketle üçüncü fıkrada daha düşük toplantı ve karar nisapları kabul edilmiştir.

 

Kararlarda Bulunması Gereken Hususlar:

Kararlar aşağıdaki hususları ihtiva eder:

1. Kararı veren Kurul üyelerinin adları ve soyadları,

2. İnceleme ve araştırmayı yapanların adları ve soyadları,

3. Tarafların ad ve unvanları ile ikametgahları ve ayırıcı nitelikleri,

4. Tarafların iddialarının özeti,

5. İnceleme ve tartışılan ekonomik ve hukuki konuların özeti,

6. Raportörün görüşü,

7. İleri sürülen bütün delillerin ve savunmaların değerlendirilmesi,

8. Gerekçe ve kararın hukuki dayanağı,

9. Sonuç,

10. Varsa karşı oy yazıları,

 

Verilen karar ile taraflara yüklenen görevler ve tanınan haklar şüphe ve tereddüde yol açmayacak şekilde açık yazılmalıdır.” (m.52)

Maddede Kurulun nihai kararlarında bulunması gereken hususlar düzenlenmiştir. Bu hususlar arasında kararın gerekçe ve hukuki dayanağı da belirtilmiştir. Gerekçede hükmün dayanağı olan hukuki kurallar açıklanır. Gerekçe sayesinde, hem organın denetlenmesine olanak sağlanmış olur hem de hakkında karar verilen kişi haklılığının veya haksızlığının nedenini anlar. Kararda gerekçe olmaması iptal sebebidir. Bu sonuca ulaşmak için üç sebep vardır. Birincisi, savunma hakkı tanınmamış hususlara dayanılamamasıdır.(m.44/3) İkincisi, kararda bulunması gereken hususlar arasında gerekçe ve kararın hukuki dayanağı da sayılmıştır.(m.52/4) Üçüncüsü, Rekabet Kurulu kararlarında süreler “gerekçeli” kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar. (m.54) Bu hükümlerden de hareketle kararın mutlaka gerekçeli olması gerektiği söylenebilir.

 

Kararların Yazılması:

“Karar, Kurul Başkanı veya onun görevlendireceği bir üye tarafından yazılır. Kararlar toplantıya katılan üyeler tarafından imzalanır. Karara muhalif kalan üyeler ayrı ayrı veya birlikte karşı oy yazısı yazabilir. Kararın aslı Kurul arşivinde saklanır. Birer nüshası imza karşılığında taraflara verilir. Bir nüshası da yayınlanmak üzere Rekabet Kurumu Yayın işlerine gönderilir.

Kurul kararları tarafların ticari nitelikli sırlarını ifşa etmeyecek şekilde “Kurum internet sayfasında” yayınlanır.” (m. 53)

 

Sürelerin Başlama Tarihi:

“Rekabet Kurulu kararlarında süreler gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren başlar.” (m.54)

 

V. Kurul Kararlarına Karşı Yargı Yolu

“Kurulun nihai kararlarına kararlarına, tedbir kararlarına, idari para cezalarına ilişkin kararlarına karşı iptal davaları ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülür.

Kurul kararlarına yargı yoluna başvurulması kararların uygulanmasını ve idari para cezalarının takip ve tahsilini durdurmaz.” (m.55)

Kurulun nihai kararları yargı denetimi altındadır. Kurul kararlarına idari niteliği ağır bastığından Kanunda yargı yolu olarak Danıştay öngörülmüştür.

Kurul kararlarına karşı yargı yolunu düzenleyen bir hüküm olmasaydı dahi idarenin her türlü eylem ve işlemi yargı denetimine tabi olduğundan, Kurul kararlarına yargısal denetimden kaçması söz konusu olamaz. Ayrıca Danıştay Kanunu’nun m. 24/d hükmünde “Bakanlıkların düzenleyici işlemleri ile kamu kuruluşları veya kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere” karşı açılacak iptal ve tam yargı davalarını Danıştay çözümler. Bu hükme kıyasen Rekabet Kurulunun düzenleyici işlemleri aleyhine Danıştay’da iptal davası açılabileceği sonucuna ulaşılabilir.

Bunun yanı sıra, Kurulun teşkilata ilişkin kararları da yargısal denetime tabidir.

Rekabet Kurulu kararlarının iptali davalarının davacısı, aleyhine karar verilen işletme veya işletmelerle şikayeti reddedilen işletme veya işletmelerdir.Meşru menfaati olduğunu gösteren kişilerin şikayetçi olması mümkün olduğuna göre, kararda adı geçmemekle birlikte, kararla menfaatleri zedelendiğini gösteren kişilerin dava açma hakkı olmalıdır.

Rekabet Kurulu Sanayi ve Ticaret Bakanlığının talebi üzerine soruşturma yapabilmektedir. Bu durumda Sanayi ve ticaret Bakanlığının da kendisinin talep ettiği soruşturmalarla ilgili olarak dava açabilmesi gerekir.

Rekabet Kurulu kararlarının iptaline ilişkin olarak açılacak davalarda doğal olarak davalı durumunda Rekabet Kurulu bulunmaktadır. Şikayet eden işletmeler ve Sanayi ve ticaret Bakanlığı da Rekabet Kurulu yanında davaya katılarak Rekabet Kuruluna yardım edebilirler.

m. 55 te dava açma süresi gösterilmemiştir. Bu nedenle idari davalara ilişkin genel kuralların uygulanacağı sonucuna ulaşılır ve İdari Yargılama Usulü Kanununun “dava açma süresi” başlığını taşıyan 7. Maddesine göre “Dava açma süresi özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde, Danıştay ve idare mahkemelerinde altmış gündür”. Bu altmış günlük dava açma süresi ise m. 54 dikkate alındığında gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar.

İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. Maddesine göre, ilgililer haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler, altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.Soruşturma açılması talebinin zımnen reddedilmesi halinde, şikayet tarihinden itibaren altmış gün geçtikten sonra dava açma süresi işlemeye başlar.

Davada uygulanacak usul, Danıştay Kanunu ve İdari Yargılama Usulü Kanununa tabi olacaktır.

İptal sebepleri belirli bir madde ile düzenlenmemiştir. Kanununun muhtelif hükümlerinden ve genel hukuk kurallarından hareketle iptal sebepleri; kurulun yetkilerini aşması, gerekçelerin uygunsuzluğu, delillerin yetersizliği, olayların yanlış değerlendirilmesi, gerekçenin olmaması, kararda savunma hakkı verilmemiş olması konulara dayanılması ve önemli bir usul kuralının ihlali olarak sayılabilir. Ayrıca bu özel bozma sebepleri dışında genel olarak idari yargıda yer alan bir idari işlemin yetki, şekil, konu, maksat gibi yönlerden sakatlığı sebebiyle bozulmasına ilişkin kurallar da geçerlidir.

Danıştay’ın ilgili dairesi Rekabet Kurulu kararlarını hem usul hem de esas yönünden tam bir hukuka uygunluk denetimine tabi tutacaktır.

 
free poker