Güncel Yargı Kararları

Sanığın İsnat Edilen Suçları İşlediğine İlişkin Kuşku Sınırlarını Aşan Kesin ve İnandırıcı Kanıtlar Elde Edilemediğinden Kuşku Sanık Lehine Yorumlanır İlkesi Uyarınca Sanığın Beraetine Karar Verilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Şikayet Ve Başvurma Hakkının Anayasa İle Tanınan Haklardan Olduğuna, Şikayet Ve Başvurma Nedeni İle Zarara Uğrayan Kişi Yararına Tazminata Hükmedilmesi İçin, Bu Hakkın Kötüye Kullanıldığının Tespiti Gerektiğine İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Anayasanın 36 ve 74. Maddelerinde Düzenlenen Şikayet Ve İhbar Hakkının, Hakkın Kullanılması Nedeniyle Hukuka Uygunluk Hali Olduğuna İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Davacının Maddenin Yürürlüğe Girdiği Tarihte Sözleşmeli Personel Olarak Çalışması Gerektiğine, İstihdam Edilmiş Olsa Bile Çalışmaya Başlamadığından Davacının Kadrolu Memur Statüsüne Geçirilme Talebinin Reddi Gerektiğine İlişkin Danıştay Kararı

Devamını oku...
 

Tarım Bağ Kur Sigortalılığının Tespitinde; Sigortalılık İradesini Ortaya Koyacak Başvuru Prim Ödemesi, Ürün Satışı veya Prim Tevkifatı Bulunup Bulunmadığının ve Diğer Araştırmaların Yapılması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı

Devamını oku...
 
Bütün Kararlar

GEÇİCİ ELEKTRİK VE SU ABONELİĞİ

 

Belediyelerin, belediye sınırı içinde bulunan içme sularının sağlık koşullarına uygun olarak korunmasını sağlamak ve bunun halka dağıtımını denetlemek görev ve yetkisi bulunmaktadır.831 sayılı Sular Hakkındaki kanuna göre şehir ve kasabalarda kamunun içme suyu ihtiyacını karşılamak için suyun bağlanması ve yönetimini yapmak belediyeye aittir.[1] Ayrıca 5393 sayılı Belediye Kanununun 15.maddesinin e)bendi ile “ içme, kullanma ve endüstri suyu sağlamak; atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak; bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek; kaynak sularını işletmek veya işlettirmek.” Gibi görevler ile belediyeler yetkili kılınmıştır.[2]2002 yılında Birleşmiş Milletler sağlıklı bir içme suyuna kavuşmayı bir insan hakkı olarak kabul etmiştir.[3]

 

Belediyelerin sağladığı içme suyundan vatandaşlar abonman sözleşmesi ile faydalanılır. Tekel durumunda bulunan belediye haklı bir neden olmadıkça sözleşme yapmaktan kaçınamaz.Belediye söz konusu koşulları kabule hazır kişilerle sözleşme yapmak ve bu çerçevede hizmet sunmak zorundadır.[4] Ancak,belediyenin sözleşme yapma zorunluluğu,hizmetten yararlanmak isteyen kişinin gerekli şartlara sahip olması ve hizmetin götürülmesinde yasal ve teknik imkansızlıkların bulunmaması şartlarına bağlıdır.[5]

 

Örneğin;Belediye 3194 sayılı İmar kanunun 30.ve 31.maddesinde Yapı Kullanma izni verilmeyen veya alınmayan yapıların izin alıncaya kadar belediye hizmetlerinden ve tesislerinden faydalanamayacakları belirtilmiş olduğundan yapı kullanma izin belgesi(iskan) olmayan konuta su abonesi yapma zorunluluğu yoktur. Aksine abone vermesi halinde Türk Ceza kanunun 184.maddesinde aboneyi veren görevliler için hapis cezası öngörülmüştür.[6]

 

Su abonesi verilmesi konusunda en son düzenleme 5784 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 25.maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenerek yapılmıştır.[7]

 

"GEÇİCİ MADDE 11 – Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar (yani 26/07/2008 tarihine kadar) yapı (inşaat) ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olup, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılara; yol, elektrik, su, telefon, kanalizasyon, doğal gaz gibi alt yapı hizmetlerinden birinin veya birkaçının götürüldüğünün belgelenmesi halinde, ilgili yönetmelikler doğrultusunda fenni gereklerin yerine getirilmiş olması ve bu maddenin yayımı tarihinden itibaren başvurulması üzerine, kullanma izni alınıncaya kadar ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su ve/veya elektrik bağlanabilir. Bu kapsamda, ilgili belediyeden dağıtım şirketlerine elektriğin kesilmesi talebinin söz konusu olması halinde aboneliği iptal edileceğinden, su ve/veya elektrik bağlanması herhangi bir kazanılmış hak teşkil etmez. Ancak, yapı (inşaat) ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olma şartı 12/10/2004 tarihinden önce yapılmış olan yapılarla ilgili olarak uygulanmaz.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan abonelikler de ait olduğu gruba dönüştürülür."

 

Yeni düzenlemeyi su aboneliği verme açısından ele alırsak;

1-26/07/2008 tarihine kadar yapı (inşaat) ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olup, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapı sahipleri; yol, elektrik, su, telefon, kanalizasyon, doğal gaz gibi alt yapı hizmetlerinden birinin veya birkaçının götürüldüğünün belgeleyerek belediyeye başvuracaklardır.

“Yapı ruhsatı” yeni bir yapı yapılmasına veya mevcut bir yapının esaslı onarım ve tadilatı ve ilavesine,yetkili makamlarca izin verilmesidir.[8] İmar mevzuatına göre bir binanın bitme günü yapı kullanma izninin verildiği gündür ve bu izin alınıncaya kadar elektrik,su ve kanalizasyon hizmetlerinden yararlandırılamaz.[9]

Türk Ceza Kanunun 184.maddesinin 2.fıkra ile ruhsatsız olarak başlatılan inşaatlara ait şantiyelere su bağlantısı yapılmasına müsaade etme suç olarak tanımlanmıştır.[10] Ancak bağlantının yani su borusu bağlantısı yapılması yetmez ayrıca bu bağlantıdan su verilmesi yani kişinin sudan yararlanması gerekir.Bu suçun faili, su bağlantısı yapılmasına izin verme işlemlerinde imza,onay ve kontrol yetkisi olanlardır.[11] Yeni düzenlemede Yapı ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olma şartı arandığından Türk Ceza Kanunu ile uyum halindedir.

 

Belediye yapı ruhsatı alınmadan yapılmış yapılara su abonesi vermesi halinde; Türk Ceza Kanunun 184.maddesine göre İmar Kirliliğine neden olma suçunun gerçekleşebilmesi için yapının,belediye sınırları içinde (mücavir alan dahil)[12] veya özel imar rejimine tabi yerde (örneğin organize sanayi bölgesi,sit alanında vb) yapılması gerekir.(m.184/4) Yapı(inşaat)ruhsatı alınmadan yapılan yapılara su abonesi verildikten sonra,ruhsatsız ya da ruhsata aykırı bina imar planına uygun hale getirilirse veya imar palın değiştirilerek binaya uygun hale getirilirse su abonesi verilmeden dolayı ilgililer hakkında kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.(m184/5)[13] Ruhsat alınmadan yapılan binanın yıkılarak ortadan kalkması halinde de 5.fıkra uygulanmalıdır.

 

2-Belediye, ilgili yönetmelikler doğrultusunda fenni gereklerin yerine getirilmiş olması şartıyla yapı kullanma izni belgesi(iskan) alınıncaya kadar geçici olarak su bağlayabilir.Belediye bu belgelere rağmen uygun görmezse su abonesini vermeyebilir. Belediyenin bağladığı geçici su abonesi kişiler için herhangi bir kazanılmış hak teşkil etmeyecektir.

 

3- Yapı (inşaat) ruhsatı alınmış ve buna göre yapılmış olma şartı 12/10/2004 tarihinden önce yapılmış olan yapılarla ilgili olarak uygulanmaz.Yani 12/10/2004 tarihinden önce yapılmış yapılara su aboneliği vermek için yapı(inşaat) ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi varlığı aranmaz.

 

Bu düzenlemenin yol açacağı sorunlar kanun tasarısının görüşüldüğü Plan ve Bütçe Komisyon raporunun karşı oy yazısında şöyle dile getirilmektedir; “Bu bir imar affıdır.İskan ruhsatı alma koşulu aranmadan ferdi elektrik ve su aboneliği imkanı getirmektedir.Bu af,iskan ruhsatı alabilmek için yerine getirilmesi gereken eksikliklerin tamamlanmasını engelleyecektir.Maddeye göre 12.10.2004 tarihinden öncekiler için usulüne uygun alınmış bir inşaat ruhsatı dahi aranmayacak olması,özellikle deprem riski bulunan yerlerdeki izinsiz yapılar açısından önemli sakıncalar yaratacaktır.”

 

Bu düzenleme Türk Ceza Kanunun 184.maddenin 6.fıkrasında yer alan (Ek fıkra: 5377 - 29.6.2005 / m.21)İkinci …fıkra hükümleri, 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılarla ilgili olarak uygulanmaz.”hükmüne paralellik arz etmektedir.

 

Binanın yapılma tarihi nasıl tespit edilecektir?

 

Eğer bina hakkında tutulmuş bir “yapı durdurma tutanağı” varsa bu tutanaktaki tarih esas alınabilir. Belediye tenik elemanlarınca hazırlanan fenni rapor da esas alınabilir.[14] İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün 28.09.2005 tarih ve 9505-82498 sayılı görüşüne göre ; yapının 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapıldığının, herhangi bir kamu kurumunca o binaya hizmet götürüldüğüne dair belgeden, o tarihlerde çekilmiş hava fotoğraflarından vb. işlemlerden anlaşılması mümkündür. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının 14.07.2006 tarih ve 250100611-/-4284-53296 sayılı Şanlıurfa Valiliğine gönderilen yazıda; 12.10.2004 tarihinden önce yapıldığının işyeri açma ve çalışma ruhsatı/GSM ruhsatı/elektrik abonelik kağıdı/su abonelik kağıdı/inşaat kesin kabul tutanağı/ilgili resmi kurumdan alınan yazı ile belgelendirilmesi halinde yapı kullanma izin belgesi aranmadan çalışma ruhsatı verilebileceği bilgisine yer verilmektedir.

 

Bilindiği gibi, 12.10.2004 tarih ve 25611 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 184. maddesinde yer alan “imar kirliliğine neden olma” suçuna ilişkin 765 sayılı Türk Ceza Kanununda bir düzenleme bulunmamaktaydı. Bu konuda daha önce sadece 3194 sayılı İmar Kanununun 31. maddesinde bulunan; kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapıların izin alınıncaya kadar elektrik, su ve kanalizasyon hizmetlerinden ve tesislerinden faydalandırılmayacakları hükmüne göre işlem yapılmakta ve bu hükme aykırı davrananlar hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 230 (görevi ihmal) veya 240. madde (görevi kötüye kullanma) hükümleri uygulanmaktaydı. Ancak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 184. maddesinde; imar kirliliğine neden olma ayrıca suç olarak tanımlandığından, 3194 sayılı Kanunun 31. maddesine aykırı davrananların, 5237 sayılı Kanunun 257. maddesine göre cezalandırılması söz konusu edilemez. Çünkü 257.madde Ceza Kanunumuzdaki genel ve tamamlayıcı hükümlerdendir.Bu nedenledir ki, kamu görevlisinin, kanunun kendisine yüklediği görevin gereklerine aykırı hareket etmesi, ceza kanunun veya bir başka özel kanununda tanımlanan suçu oluşturuyorsa 257.maddeye göre ceza verilemez.[15] Dolayısıyla, 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılara su bağlanması halinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 257. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı gibi Türk Ceza Kanunun 184.maddesine göre de ceza verilemez.

 

Yine 3194 sayılı İmar Kanununa eklenen Geçici 11.maddeye göre su aboneliği verilmesi Türk Ceza Kanuna göre suç teşkil etmez.Çünkü Türk Ceza Kanunun 24/1.maddesinde; "Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez.” düzenlemesi vardır. Belediye, kanunda aranılan şartlara uygun davrandığı sürece suç oluşmayacaktır.

 

Bu düzenlemenin uygulamada meydana gelen tıkanıklığı gidermek için çıkarıldığı kanunun kabul edildiği oturuma ait (128. Birleşim 09/Temmuz /2008 Çarşamba) tutanaklarda da[16] açıkça ortaya konulmaktadır. Tutanaklarda "Bu kanun tasarısına eklenen bir geçici maddeyle Türkiye'nin büyük bir problemi çözülmüş oluyor. Şöyle ki: Türkiye'nin hemen her yerinde kullanma izni olmayan binaların elektrik/su aboneliği yapılmıyordu. Bu geçici maddeyle artık abone olabilecek bu insanlar, sıkıntısı olan insanlar. Dolayısıyla, Türkiye'de önemli bir rahatlama sağlanmış oluyor. Düşünün ki kocaman bir site; yapı ruhsatı almış ama bir ihtilaf sebebiyle yıllarca kullanma izni alamamış, iç bünyesinden kaynaklanan sebeplerle ve elektrik/su kullanıyor bu site. Nasıl kullanıyor? Kaçak kullanıyor. Bunu önlemiş oluyoruz, bu kaçak olayı ortadan kalkmış oluyor geçici bir süreyle" denilmektedir.

 
DİPNOTLAR:

[1] 831 Sayılı Sular Hakkında Kanun (RG -10 Mayıs 1926 - Sayı: 368)MADDE 1 - Şehir ve kasabalarla köylerde ihtiyacı âmmeyi temine mahsus suların tedarik ve idaresi belediye teşkilâtı olan mahallerde belediyelere, olmayan yerlerde Köy Kanunu mucibince ihtiyar meclislerine aittir.
[2] 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi KanunuMADDE 7.- Büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır:
r) Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak; kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak.

 
free poker