Güncel Yargı Kararları

Sanığın İsnat Edilen Suçları İşlediğine İlişkin Kuşku Sınırlarını Aşan Kesin ve İnandırıcı Kanıtlar Elde Edilemediğinden Kuşku Sanık Lehine Yorumlanır İlkesi Uyarınca Sanığın Beraetine Karar Verilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Şikayet Ve Başvurma Hakkının Anayasa İle Tanınan Haklardan Olduğuna, Şikayet Ve Başvurma Nedeni İle Zarara Uğrayan Kişi Yararına Tazminata Hükmedilmesi İçin, Bu Hakkın Kötüye Kullanıldığının Tespiti Gerektiğine İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Anayasanın 36 ve 74. Maddelerinde Düzenlenen Şikayet Ve İhbar Hakkının, Hakkın Kullanılması Nedeniyle Hukuka Uygunluk Hali Olduğuna İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Davacının Maddenin Yürürlüğe Girdiği Tarihte Sözleşmeli Personel Olarak Çalışması Gerektiğine, İstihdam Edilmiş Olsa Bile Çalışmaya Başlamadığından Davacının Kadrolu Memur Statüsüne Geçirilme Talebinin Reddi Gerektiğine İlişkin Danıştay Kararı

Devamını oku...
 

Tarım Bağ Kur Sigortalılığının Tespitinde; Sigortalılık İradesini Ortaya Koyacak Başvuru Prim Ödemesi, Ürün Satışı veya Prim Tevkifatı Bulunup Bulunmadığının ve Diğer Araştırmaların Yapılması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı

Devamını oku...
 
Bütün Kararlar

VERGİ USUL KANUNU’NDA DÜZENLENEN BELGELERİN ASIL VEYA SURETLERİNİ TAMAMEN VEYA KISMEN SAHTE OLARAK DÜZENLEMEK VEYA BU BELGELERİ KULLANMAK SUÇU

 

Kaçakçılık suçları ve cezaları başlığı altında düzenlenen 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinin (b) bendine göre vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir.

 

Vergilerle ilgili kaçakçılık suçlarını kovuşturmak ile görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemeleridir. 

 

Genel olarak kaçakçılıkta zamanaşımı süresi TCK md. 66 doğrultusunda sekiz yıldır (TCK madde 66/e). 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu’nun zamanaşımını düzenleyen 66. maddesinin 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girdiği hatırlandığında yürürlük tarihi öncesinde işlenen kaçakçılık suçları bakımından lehe olan hükümlerin belirlenmesi gerekmektedir. Yeni Türk Ceza Kanunu öncesinde yürürlükte olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. Maddesinin 5. Fıkrası uyarınca kaçakçılık fiilleri 5 yıllık dava zamanaşımına tabidir. Bu bakımdan 5237 sayılı TCK’nın yürürlük tarihinden önce işlenen suçlar için lehe olan 5 yıllık dava zamanaşımı süresinin dikkate alınması gereklidir.

 

Suçun Maddi Konusu

 

Maddede sahte belge tanımı, “gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge” şeklinde yapılmıştır. Vergi Usul Kanunu açısından örneğin, satın alınmayan mal ve hizmetin satın alınmış gibi fatura düzenlenmesi faaliyeti sahtecilik, düzenlenen fatura da sahte belgedir. 213 sayılı Kanunun 359. maddesinin (b) bendinde düzenlenen suçlara konu belgelerin “vergi kanunlarına göre düzenleme, saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunanlar” olduğuna işaret edilmiştir. Kanuni şekle uygun düzenlenmeyen, öngörülen zorunlu bilgileri taşımayan belgeler suçun konusuna dahil edilmezler; nitekim 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 227. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca belgelerin öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde, bu belgeler vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılırlar.

 

Suçun Maddi Unsuru

 

Sahte belge düzenlemeden maksat, belgenin Vergi Usul Kanunu ve veya Maliye Bakanlığı’nın yetkisi dahilinde gösterdiği şekle uygun ve öngörülen zorunlu bilgilerin yazılıp imzalanarak hukuki sonuç bağlanacak şekilde vücuda getirilmesidir. Dolayısıyla suçun maddi unsuru, kanuni şekle uygun belgeyi vücuda getirip, ona maddi varlık kazandırılmasıdır. “Sahte belgenin kullanılması” suçunun oluşumunda belgenin ne zaman kullanılmış sayılacağı önem taşır. Kullanma, yapılan sahtecilikten beklenen yararın sağlanması için gerekli faaliyetin bütününü ifade eder. Sahte belgenin mükellef tarafından defterine kaydedilmesi, beklenen yararı sağlamayacağından kullanma gerçekleşmiş sayılmaz. Sahte belgenin kullanılmış sayılabilmesi için beyannamede gösterilmesi ve beyannamenin de vergi dairesine verilmesi gerekmektedir. Kullanılan belgenin sahteliğinin bilinip bilinmediği hususu kastın varlığının belirlenmesi yönünden araştırılacaktır. Gerçek muamele veya duruma dayanmadığı anlaşılan belgenin sahteliği bilinerek kullanıldığı hususunu araştırmaya gerek yoktur. Belgeyle belirlenen olay gerçek değilse alıp kullanan mükellefin bu belgenin sahteliğini bilmekte olduğu kabul edilecektir. Burada araştırılacak olan muamelenin gerçek olup olmadığıdır. 213 Sayılı Kanun'un 359. maddesinde yer alan sahte belge düzenlemek veya kullanmak suçunun oluşabilmesi için söz konusu belgenin aldatma yeteneği (iğfal kabiliyeti) olması aranmaz; zira yasal biçim ve içeriğe sahip olmayan belge hiç düzenlenmemiş sayılacağından suç oluşmayacaktır.

 

Vergi Ziyaı Kaçakçılık Suçlarında Suç Unsuru Olmaktan Çıkarılmıştır

 

359. maddede yapılan değişikliğin gerekçesinde “bu maddede 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun ‘hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılacak suçlar ve cezaları’ başlıklı bölümünde sayılan fiillerin vergi kaybına yol açıp açmadığına bakılmaksızın, kesilecek vergi ziyaı cezası yanında kolayca adli yargıya intikalini ve cezalandırılmalarını sağlamaya yönelik düzenlemeler yapılmıştır” denilerek maddenin yürürlük tarihi olan 1.1.1999 tarihinden itibaren işlenen suçlarda vergi ziyaının aranmayacağı hususu belirtilmiştir.

 

Suçun Manevi Unsuru

 

Genel kasıtla işlenen suçlardandır. Failde hiç vergi vermemek veya az vergi vermek amacının varlığı aranmaz. İradi ve icrai hareketlerle işlenen suçlardandır. Taksirle işlenmesi mümkün değildir. Sahte belge kullanmak suçunda failin belgenin sahteliğini bilmemesi kastı ortadan kaldırır. Belgenin gerçek bir duruma dayanmadığını bilenin belgenin sahteliğini bildiği kabul edilmelidir. Gerçek mal veya hizmet alımında, sahte basılarak doldurulan faturayı kullanan failin buna bilgisi ve muvafakati ispat edilmelidir.

 

Suça Teşebbüs

 

Bu suça teşebbüs mümkün değildir. Bu suç sahte belgenin düzenlenmesi veya kullanılmasıyla tamamlanır; ani suçtur. Vergi ziyaı unsur sayılmadığından ‘tehlike suçu’dur.

 

Fail

 

Sahte belge düzenleme suçu herkes tarafından işlenebilir. Sahte belge kullanma suçu ise ancak mükellef, vergi sorumlusu, tüzel kişilerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin idarecileri veya bunların temsilcileri tarafından gerçekleştirilebilir.

 

Suça İştirak

 

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 360. maddesinde “359’uncu maddede yazılı suçların işlenişine iştirak eden suç ortaklarının bu suçların işlenmesinde menfaatinin bulunmaması halinde, Türk Ceza Kanunu’nun suça iştirak bölümlerine göre hakkında verilecek cezanın yarısı indirilir” denmiştir. VUK’un 360. maddesinde bulunan kaçakçılığa iştirak, azmettirme ve yardım fiillerinin işlenmesini düzenleyen madde hükmünün yerine, bundan böyle Türk Ceza Kanunu’nun “Genel Hükümler”’ini düzenleyen birinci kitabının, ikinci kısmının dördüncü bölümünde yer alan “suça iştirak”, “azmettirme” ve “yardım etme” hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Kaçakçılık suçuna iştirak edilmesi halinde önce iştirakin niteliğine göre Türk Ceza Kanunu’nun suça iştirak hükümlerine göre hakkında verilecek ceza belirlenecektir. Bu belirlemeden sonra, iştirakçinin menfaatinin bulunmamasına bağlı indirim gerçekleştirilerek sonuç ceza hüküm altına alınacaktır. Bu suça herkes iştirak edebilir. Mükellef olsun olmasın sahte fatura düzenleyenin bu belgeyi kullananın suçuna iştiraki var ise de, fiil bağımsız suç sayılıp cezalandırıldığından bu yola gidilemeyecektir. Mükellefe sahte belge temin edenin fiili suça iştirak olarak değerlendirilmelidir.

 

Kaçakçılık Suçlarının Cezalandırılmasında Usul

 

Suçu doğrudan doğruya Cumhuriyet Savcılığı’na bildirmekle görevli olanların bildirimleri ve Defterdarlığın veya Gelirler Bölge Müdürlüğü'nün mütalaası kovuşturma için yargılama şartıdır. Yargılama şartı gerçekleşmezse CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca şartın gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilir. Nitekim Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 31.01.2008 tarih ve 2007/2298 Esas ve 2008/470Karar sayılı kararıyla “Defterdarlığın veya Vergi Dairesi Başkanlığı’nın ya da Defterdar veya Vergi Dairesi Başkanı adına imza atmaya yetkili olanlardan mütalaa alınmadan açılan kamu davasına devam edilerek hüküm kurulamaz” denmiştir.

 

Kaçakçılık Suçlarında Sorumluluk Ve Failin Belirlenmesi

 

Bilindiği üzere VUK'un 8. maddesi, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek ve tüzel kişiler olup, vergi sorumlusu ise vergi ödevlerini yerine getirmekle sorumlu olanlardır demektedir. Vergi mükellefi, maddenin deyiminden de anlaşılacağı gibi gerçek veya tüzel kişi olabilir. Örneğin verginin mükellefi bir anonim şirket olduğunda ve o şirket adına 359. madde kapsamına giren bir suç işlendiğinde, vergi borcu tüzel kişi olan anonim şirkete ait olmakla birlikte, ceza sorumluluğu anonim şirketin organı olan Yönetim Kurulu’na aittir.

 

Bunun da ötesinde Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin, 27.09.2001 tarih ve 2001/5007 Esas,  2001/8710 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere “Tüzel kişilerin birden fazla kanuni temsilcisinin bulunması ve suçun eylem ve fikir işbirliği içinde işlenmediğinin anlaşılması halinde sorumluluk, cezanın şahsiliği ilkesine bağlı olarak temsil yetkisinin bölümündeki ağırlık ve sınırlar dikkate alınarak suçun şekil sorumluluğu değil, ayrıntısını bilen ve oluşumunda rolü olan temsilciye aittir”. Böylece tüzel kişilerde kural olarak cezai sorumluluk temsil organına ait olmakla birlikte temsilcilerden fiile katılmayan veya fiilden bilgisi olmayanların sorumluluğuna gidilemeyecektir. Böylece eyleme katkısı olmayan, yönetici sıfatını taşısa bile sorumluluğu söz konusu olmayacaktır.

 
free poker