Güncel Yargı Kararları

Sanığın İsnat Edilen Suçları İşlediğine İlişkin Kuşku Sınırlarını Aşan Kesin ve İnandırıcı Kanıtlar Elde Edilemediğinden Kuşku Sanık Lehine Yorumlanır İlkesi Uyarınca Sanığın Beraetine Karar Verilmesi Gerektiğine İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Şikayet Ve Başvurma Hakkının Anayasa İle Tanınan Haklardan Olduğuna, Şikayet Ve Başvurma Nedeni İle Zarara Uğrayan Kişi Yararına Tazminata Hükmedilmesi İçin, Bu Hakkın Kötüye Kullanıldığının Tespiti Gerektiğine İlişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Anayasanın 36 ve 74. Maddelerinde Düzenlenen Şikayet Ve İhbar Hakkının, Hakkın Kullanılması Nedeniyle Hukuka Uygunluk Hali Olduğuna İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı

Devamını oku...
 

Davacının Maddenin Yürürlüğe Girdiği Tarihte Sözleşmeli Personel Olarak Çalışması Gerektiğine, İstihdam Edilmiş Olsa Bile Çalışmaya Başlamadığından Davacının Kadrolu Memur Statüsüne Geçirilme Talebinin Reddi Gerektiğine İlişkin Danıştay Kararı

Devamını oku...
 

Tarım Bağ Kur Sigortalılığının Tespitinde; Sigortalılık İradesini Ortaya Koyacak Başvuru Prim Ödemesi, Ürün Satışı veya Prim Tevkifatı Bulunup Bulunmadığının ve Diğer Araştırmaların Yapılması Gerektiğine İlişkin Yargıtay Kararı

Devamını oku...
 
Bütün Kararlar

HAKARET SUÇUNDA MAĞDURUN BELİRLENMESİ - MATUFİYET

  

Hakaret suçunun mağdurunun belirli veya belirlenebilir gerçek bir kişi olması gerekir. Mağdurun isminin açıkça belirtilmesi zorunlu değildir, mağdurun kimliğinin kullanılan kelimelerden anlaşılması yeterlidir. Örneğin mağdurun isminin sadece baş harflerinin veya herkesçe tanınmış bir sıfat veya lakabının ya da bilinen özelliklerinin belirtilmesi halinde mağdur belirlenmiş sayılır ve bu durumlarda da hakaret suçu oluşur. Hedef alınan kişi veya kişilerin belirlenmesinin mümkün olmadığı durumlarda hakaret suçunun varlığından söz edilemez. Türk Ceza Kanunu 126. madde metni: “Hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır” demektedir. Örneğin, bir hastanenin ismi verilerek bunun başhekimi veya “… kimsenin karısı” gibi ifadeler kullanılabilir veya bir kimsenin eseri gösterilmek suretiyle sahibi belirtilmek istenmiş olabilir veya bir kimsenin sadece isminin baş harfleri yahut herkesçe tanınmış bir sıfat veya lakabı veya bilinen itiyatları belirtilerek ya da işaret edilmek suretiyle şekli tanımlanarak, mesleği vurgulanarak, çevresi tasvir olunarak belirlenebilir. Bu durumlarda hakim delilleri serbestçe takdir ederek, hareketin hakaret niteliği taşıyıp taşımadığını ve kime yönelik olduğunu belirleyecektir[1].

 

Maddeye göre hakaret ve sövme suçlarının işlenmesinde kendisine saldırılan kimsenin adı açıkça söylenmemiş veya yükleme üstü kapalı biçimde geçiştirilmiş olsa bile, eylemin niteliğinde ve yakınına yönelik olduğunda duraksamaya düşülmeyecek derecede karine varsa hem mağdurun adı söylenmiş hem de yüklenen eylem açıkça belirtilmiş sayılacaktır. Örneğin fail bir kimsenin isminin yalnızca baş harflerini yahut herkesçe tanınmış bir sıfat veya lakabını veya keza maruf itiyatlarını zikretse mağdurun tayin ve teşhis edilmiş olduğuna hükmetmek gerekir[2].

 

Mağdurun ad ve soyadının açıkça belirtilmesine gerek yoktur; mağdurun kim olduğunun kullanılan sözcüklerden anlaşılması yeterli ve gereklidir. Mağdurun kimliği, örneğin, mesleği, fiziksel özellikleri, adının baş harfleri, rumuzu, kullandığı takma adı, toplumda herkesçe bilinen sıfatı gibi bazı ima ya da açıklamalardan, kuşkuya yer vermeyecek biçimde açığa çıkartılıyorsa, artık mağdurun belirli olduğunun kabulü gerekir. Muhatabın kim olduğunu kolaylık ve kesinlikle belirlemeye elverişli kelimelerin kullanılması durumunda mağdur belirli ve müşahhastır. Gerçekten, herkesin yahut belirli kişilerin kolaylıkla anlayacağı bir şekilde bir kimseyi ima suretiyle tarif edip, sırf ismini açıklamamakla cezadan kurtulmak kabul edilebilecek bir davranış değildir.

 

Maddede aranan duraksanmayacak durum ibaresi basit bir imayı değil, açık bir belirlemeyi ifade etmektedir. Ancak burada mağdurun belirlenmesini sağlayan imalar sadece muhatap tarafından bilinebilecek bilgileri ifade ediyorsa, hakaret suçu yinede oluşabilir. Zira bu suç şerefe karşı işlenen bir suçtur; kamunun bilmediği bir yerde yalnız yüzüne karşı yapılan hakaret dahi cezalandırıldığına göre, yapılan imanın sadece mağdur tarafından anlaşılır olması yeterlidir. Elbette ki maddi bir meseleyi oluşturan bu durumun kanıtlanması zorunludur.

 

Bir eylem hakaret niteliğinde olmakla birlikte hiç kimseye yöneltilmemişse/isnat edilmemişse hakaret suçunun oluştuğu söylenemez. Failin sözlerinden hakaret teşkil eden söz veya eylemlerin yöneldiği kişinin kim olduğu anlaşılabiliyorsa, suçun oluştuğunu kabul etmek gerekir.

 

Hükümde düzenlenen “karineler”in olaysal, kişisel ve mekansal olarak varlığını saptama ve takdiri hakime aittir. Hakim bu durumlarda delilleri serbestçe irdeleyerek, yapılan hakaretin kime yönelik olduğunu belirleyecektir. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki, bu gibi durumların (karinelerin) bulunmaması veya pek zayıf olması halinde, bir takım varsayımlarla yine de mağdurun belirlenmiş olduğuna hükmetmek, bir takım gereksiz alınganlıkları ödüllendirmeyi sonuçlayacaktır. Hakaret teşkil ettiği iddia olunan fiilin kimi hedef aldığı anlaşılmadığından bir başka deyişle mağdurun belirlenmesi imkan dahilinde bulunmadığından failin hakaret suçundan cezalandırılması gerektiğinden söz edilemeyecektir[3].



[1] Ceza Hukuku ve Özel Hukukta Hakaret Suçları ve Tazminat Davaları, Adli Parlar ve Muzaffer Hatipoğlu, Adalet Yayınevi Ankara 2008 Sayfa 9-11 ve Sayfa 268

[2] Yeni Türk Ceza Yasasındaki Hakaret Suçları, Erol Çetin, Seçkin Yayınevi Ankara 2008, Sayfa 128

[3] Şerefe Karşı Suçlar, Murat Kayançiçek, Adalet Yayınevi, Ankara 2008, Sayfa 31-36

Son Güncelleme ( , 29 Eylül 2012 12:59 )
 
free poker